Atopik Dermatit Nedir? Tanı ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Atopik dermatit, kronik ve tekrarlayan ataklarla seyreden, yoğun kaşıntı ve cilt kuruluğuyla karakterize bir iltihaplı deri hastalığıdır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra görülme sıklığı belirgin şekilde artmıştır. Hastaların yüzde 90’ında 5 yaşından önce, yüzde 50’sinde ise bebeklik döneminde başlamaktadır. Dünya genelinde çoğunlukla çocukları etkileyen bu hastalık, maalesef yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürmektedir.
Bu yazıda atopik dermatitin nedenlerini, tanı yöntemlerini ve tedavi seçeneklerini detaylı biçimde ele alacağız.
Atopik Dermatit Nedir ve Kimlerde Görülmektedir?
Atopik dermatit, bağışıklık sisteminin aşırı duyarlılığı, genetik yatkınlık ve çevresel etkenlerin etkileşimiyle ortaya çıkan kronik bir cilt hastalığıdır. En belirgin özellikleri arasında kuruluk, kızarıklık ve kaşıntı bulunmaktadır.
Dünya çapında çocukların yüzde 10–30’unu, yetişkinlerin ise yüzde 2–10’unu etkiler. Özellikle gelişmiş ülkelerde görülme sıklığı daha fazladır.
Ailede astım, alerjik rinit veya egzama öyküsü bulunan bireylerde risk 3–5 kat artmaktadır. Bu hastalık bulaşıcı değildir, ancak cilt bariyeri zayıfladığı için enfeksiyonlara yatkınlık gelişebilmektedir.
Hastalık bazen “atopik yürüyüş” adı verilen bir süreçle ilerlemektedir. Yani çocuklukta başlayan egzama, ilerleyen dönemlerde astım veya alerjik rinitle devam etmektedir.
Yaşa göre farklı tipleri bulunmaktadır:
- Senil Tip (60 yaş üstü): Deride genel kuruluk ve çatlaklarla seyreder.
- İnfantil Tip (0–2 yaş): Yüz ve saçlı deride kızarıklık ve sızıntılı plaklar görülmektedir.
- Çocukluk Tipi (2–12 yaş): Dirsek ve diz arkası gibi eklem içlerinde yoğun kaşıntı ve kuruluk olur.
- Erişkin Tipi (12 yaş üstü): Yüz, boyun ve el bölgelerinde kronik kaşıntılı döküntüler gelişir.
Atopik Dermatit Neden Olur ve Nasıl Tanı Konur?
Atopik dermatit, genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin birleşiminden kaynaklanır. Kalıtsallık oranı yaklaşık yüzde 75’tir. Hastalığın temelinde, epidermal bariyer bozukluğu ve bağışıklık sistemindeki aşırı yanıt yer alır. Özellikle FLG (filaggrin) genindeki mutasyonlar, cildin nem tutma kapasitesini azaltır. Bu durum, ciltte kuruluk ve hassasiyet yaratır.
Tetikleyici faktörler arasında şunlar yer alır:
- Soğuk ve sıcak hava değişimleri
- Deterjan, sabun ve temizlik ürünleri
- Polenler, toz akarları
- Stres ve uyku bozuklukları
- Besin alerjenleri (örneğin süt, yumurta, fındık)
Atopik dermatit tanısı genellikle dermatolojik muayene ile konur. En önemli belirtiler; kaşıntılı döküntü, kronik seyir ve ailede alerji öyküsüdür. Kesin bir laboratuvar testi olmamakla birlikte, alerji testleri (prick testi, serum IgE düzeyi) yardımcı tanı araçlarıdır. Bebeklerde besin alerjisi değerlendirmesi de mutlaka yapılmalıdır.

Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
Tedavi, iki aşamalı olarak planlanmaktadır:
- Akut atak tedavisi
- İdame (koruyucu) tedavi
Akut dönemde, dermatolog tarafından önerilen kortizonlu kremler, kalsinörin inhibitörleri ve antihistaminik şuruplar kullanılmaktadır. Kortizon içeren kremler, doğru içerik, doz ve süreyle uygulandığında güvenlidir. İdame tedavisinde amaç, cilt bariyerini güçlendirmek ve nem kaybını önlemektir. Bunun için:
- Günde 2–3 kez nemlendirici uygulanmalıdır.
- Nemlendiriciler banyodan sonraki ilk 5 dakika içinde sürülmelidir.
- Parfüm, alkol veya boya içermeyen ürünler tercih edilmelidir.
Tetikleyicilerden kaçınma tedavinin önemli bir parçasıdır. Aşırı sıcak ortamlar, stres, deterjanlar ve yünlü kıyafetler semptomları artırabilmektedir.
Şiddetli vakalarda bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçlar veya biyolojik tedaviler uygulanabilmektedir. Diyet düzenlemesi de önemlidir. Süt, yumurta veya fındık gibi potansiyel alerjenlerin tespiti için alerji testleri yapılmalıdır. Probiyotik takviyesi, bağırsak florasını destekleyerek hastalık kontrolüne katkıda bulunmaktadır. Son olarak, stres yönetimi, yeterli uyku ve uygun cilt bakımı ile atopik dermatit uzun süreli olarak kontrol altına alınmaktadır.
Atopik Dermatit tedavisinde erken tanı son derece önemlidir. Dolayısıyla, hastalığın belirtileri ilk görüldüğünde dermatolog muayenesi önerilmektedir. Düzenli nemlendirme ve tetikleyicilerden uzak durulması hastalık kontrolünde etkili olacaktır. Hastaların cilt bariyerini güçlendiren ürünler kullanması büyük fayda sağlar.
SSS (Sıkça Sorulan Sorular)
Atopik Dermatit Nedir ve Belirtileri Nelerdir?
Atopik dermatit, ciltte kuruluk, kızarıklık ve yoğun kaşıntı ile kendini gösteren kronik ve tekrarlayan bir cilt hastalığıdır. Genellikle çocukluk döneminde başlar ve genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkar.
Atopik Dermatit Tanısı Nasıl Konur?
Tanı genellikle dermatolojik muayene ve hastanın öyküsüne dayanarak konulmaktadır. Kaşıntılı cilt döküntüleri, kronik seyir ve ailesel alerji öyküsü tanıda önemli kriterlerdir. Ayrıca, alerji testleri tetikleyicileri belirlemede yardımcı olmaktadır.
Tedavisinde Hangi Yöntemler Kullanılır?
Tedavi, akut atak ve idame tedavisi olarak iki aşamada planlanır. Akut dönemde kortizonlu kremler ve antihistaminikler kullanılırken, idame tedavisinde cilt nemlendiricileri ön plandadır. Şiddetli atopik dermatiti vakalarında biyolojik ajanlar veya sistemik JAK inhibitörleri de diğer tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır. Ayrıca tetikleyici faktörlerden kaçınmak ve doğru cilt bakımı uygulamak her aşamada önemlidir.
Atopik Dermatit Bulaşıcı Mıdır?
Hayır, atopik dermatit bulaşıcı değildir. Ancak, ciltteki bariyer fonksiyonu bozulduğundan enfeksiyonlara yatkınlık oluşabilir.
Tedavide Diyet Önemli Midir?
Evet, bazı hastalarda diyet düzenlemesi gerekebilir. Süt, yumurta, fındık gibi alerjen olabilecek besinlerin tespit edilmesi ve bunlardan kaçınılması önemlidir. Ayrıca, probiyotikler bağırsak florasını düzenleyerek fayda sağlayabilir.