Yaşlanma, güneş ışınları, çevresel faktörler ve cildin doğal nem dengesindeki değişimler zamanla matlık, kuruluk, elastikiyet kaybı ve ince çizgi görünümüne yol açabilmektedir. Cilt kalitesinin desteklenmesi amacıyla farklı enjeksiyon temelli uygulamalardan yararlanılmaktadır. Bu yöntemlerden biri de yaygın olarak somon DNA tedavisi adıyla bilinen polinükleotid uygulamasıdır.
Somon DNA tedavisinde, somon kaynaklı DNA parçalarından elde edilen polinükleotid içerikli ürünler kullanılmaktadır. Bu maddelerin cilt dokusunun nem kapasitesinin ve onarım süreçlerinin desteklenmesine yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Uygulamayla cildin daha canlı, dengeli ve pürüzsüz görünmesine katkı sağlanması hedeflenmektedir.
Doç. Dr. Nur Cihan Coşansu’ya göre Somon DNA tedavisinde kullanılacak ürünün içeriği, enjeksiyon tekniği ve seans planı kişinin cilt yapısına göre belirlenmelidir. Uygulama, dolgu tedavileri gibi doğrudan hacim oluşturmak yerine cilt kalitesinin desteklenmesine yönelik planlanmaktadır.
Somon DNA Tedavisi Nedir?
Somon DNA tedavisi, polinükleotid veya polideoksiribonükleotid içeren ürünlerin cilt altına uygulanmasıyla gerçekleştirilen medikal estetik işlemlerden biridir.
Polinükleotidler, DNA’nın yapı taşlarından oluşan zincirlerdir. Cilde uygulandıklarında dokunun nem tutma kapasitesinin desteklenmesi ve cildin doğal yenilenme mekanizmalarının uyarılması amaçlanmaktadır.
Ürünün içeriğine bağlı olarak uygulama;
- Somon DNA,
- Polinükleotid,
- PDRN,
- Gençlik aşısı
gibi farklı isimlerle anılabilmektedir. Ancak bu ürünlerin içerikleri, yoğunlukları ve uygulama amaçları aynı olmayabilir. Bu nedenle kullanılacak ürünün niteliği işlem öncesinde değerlendirilmelidir.
Somon DNA Tedavisinin Faydaları Nelerdir?
Somon DNA tedavisi ile cildin genel kalitesinin desteklenmesi hedeflenmektedir. Elde edilecek sonuçlar kişinin yaşına, cilt yapısına ve uygulanan ürüne göre değişebilmektedir.
Uygulamanın olası katkıları şunlardır:
- Cildin nem görünümünün desteklenmesi,
- İnce çizgilerin daha az belirgin hale getirilmesi,
- Cilt elastikiyetinin artırılmasına katkı sağlanması,
- Mat ve yorgun görünümün azaltılması,
- Cilt dokusunun daha pürüzsüz görünmesinin desteklenmesi,
- Göz çevresi gibi hassas bölgelerin canlandırılması,
- Bazı işlemler sonrasında iyileşme sürecinin desteklenmesi.
Somon DNA uygulamasının akne izlerini, lekeleri veya derin kırışıklıkları tek başına tamamen ortadan kaldırması beklenmemelidir. Bu sorunlarda lazer, kimyasal peeling veya mikroiğneleme gibi farklı yöntemlere de ihtiyaç duyulabilmektedir.
Hangi Bölgelere Uygulanır?
Somon DNA tedavisi, cilt kalitesinin desteklenmesinin hedeflendiği farklı bölgelere yapılabilmektedir.
En sık uygulanan bölgeler şunlardır:
- Yüz,
- Göz çevresi,
- Boyun,
- Dekolte,
- El sırtları.
Göz çevresi uygulamalarında bölgenin ince yapısı dikkate alınmalı ve kullanılan ürünün bu alan için uygun olup olmadığı değerlendirilmelidir.
Somon DNA Tedavisi Nasıl Uygulanır?
İşlem öncesinde cilt yapısı, alerji öyküsü ve mevcut dermatolojik sorunlar incelenmektedir. Uygulama yapılacak alan temizlenmekte ve antiseptik ürünlerle hazırlanmaktadır.
İşlem sırasında genellikle şu aşamalar izlenmektedir:
- Uygulama bölgesi ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir.
- Gerektiğinde lokal anestezik krem sürülmektedir.
- Ürün ince uçlu iğnelerle cilt içine veya cilt altına uygulanmaktadır.
- Enjeksiyon noktaları uygulama bölgesine göre belirlenmektedir.
- İşlem sonrasında cildi yatıştıran ürünlerden yararlanılabilmektedir.
Somon DNA tedavisi ürünleri çoğunlukla mezoterapi tekniğiyle uygulanmaktadır. Bazı protokollerde mikroiğneleme yöntemlerinden yararlanılabilse de enjeksiyon yöntemi ve ürün seçimi hekim tarafından belirlenmelidir.
İşlem süresi uygulama alanına göre yaklaşık 20 ile 45 dakika arasında değişebilmektedir.
Kaç Seans Uygulanması Gerekir?
Somon DNA tedavisi sürecinde standart bir seans sayısı bulunmamaktadır. Uygulama sıklığı; ürünün özelliğine, kişinin yaşına, cilt ihtiyacına ve tedavi hedeflerine göre değişmektedir.
Başlangıç döneminde birkaç seanslık uygulama planlanabilmekte, daha sonra gerekli görülürse koruyucu seanslar değerlendirilebilmektedir. Seanslar arasında cildin iyileşmesine uygun süre bırakılması gerekmektedir.
Sonuçlar çoğunlukla kademeli olarak ortaya çıkmaktadır. İlk uygulamanın hemen ardından nemli ve canlı bir görünüm fark edilebilse de cilt dokusundaki değişikliklerin değerlendirilmesi için daha uzun süre gerekebilmektedir.
Tedavi Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?
Somon DNA tedavisi sonrasında enjeksiyon noktalarında geçici kızarıklık, şişlik veya küçük kabarıklıklar görülebilmektedir. Bu etkilerin çoğunlukla kısa süre içerisinde azalması beklenmektedir.
İşlem sonrasında:
- Uygulama bölgesine sert baskı yapılmamalıdır.
- Doktor önerisi dışında masaj uygulanmamalıdır.
- İlk gün yoğun egzersizden kaçınılmalıdır.
- Sauna, hamam ve aşırı sıcak ortamlar sınırlandırılmalıdır.
- Cilt tahriş edici ürünler kullanılmamalıdır.
- Güneş koruyucu düzenli olarak uygulanmalıdır.
Bakım önerileri kullanılan ürün ve uygulama tekniğine göre farklılık gösterebilmektedir.
Somon DNA Tedavisinin Yan Etkileri Nelerdir?
Uygulamadan sonra çoğunlukla hafif ve geçici etkiler görülmektedir.
Bunlar arasında:
- Kızarıklık,
- Hafif şişlik,
- Morarma,
- Hassasiyet,
- Enjeksiyon noktalarında kabarıklık
yer alabilmektedir.
Nadiren enfeksiyon, alerjik reaksiyon veya uzun süren ödem gelişebilmektedir. Balık ürünlerine karşı alerjisi bulunan kişilerin bu durumu uygulama öncesinde doktoruna bildirmesi önemlidir.
Kimlere Uygulanmamalıdır?
Bazı durumlarda işlemin ertelenmesi veya uygulanmaması gerekebilmektedir.
Bunlar arasında:
- Hamilelik ve emzirme dönemi,
- Aktif cilt enfeksiyonu,
- Uygulama alanında açık yara,
- Aktif uçuk enfeksiyonu,
- Ürün içeriğine karşı alerji öyküsü,
- Kontrol altında olmayan sistemik hastalıklar
yer alabilmektedir.
Kesin uygunluk kararı dermatolojik muayene sonrasında verilmelidir.
Somon DNA tedavisi, polinükleotid içerikli ürünlerle cildin nem, elastikiyet ve genel görünümünün desteklenmesini amaçlayan enjeksiyon temelli bir uygulamadır. Özellikle matlık, kuruluk, ince çizgi ve cilt kalitesindeki azalma gibi sorunlarda kişiye özel olarak planlanabilmektedir.
Doç. Dr. Nur Cihan Coşansu’ya göre uygulamadan doğal sonuçlar alınabilmesi için kişinin cilt ihtiyacı doğru belirlenmeli, uygun ürün seçilmeli ve tedavi beklentileri gerçekçi biçimde değerlendirilmelidir. Somon DNA uygulaması her cilt sorununu tek başına tedavi eden bir yöntem olarak değil, gerektiğinde diğer dermatolojik uygulamaları destekleyen bir seçenek olarak ele alınmalıdır.
